Mustafa Kema’in din hakkındaki görüşleri

“Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır.”
Mustafa Kemal Atatürk

“Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah’a istediği gibi ibadet eder. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur.

Türkiye’de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez.”
M.Kemal Atatürk

“Taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiçbir kin duymaz, bilakis hürmet eder.”
M. Kemal Atatürk
( Yukardaki anlatımda dini inanışlar yerine vicdani inanışlar ifadesinin yer almasına dikkat edilmelidir. )

“Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir.”
M. Kemal Atatürk

Atatürk ve İslam

Atatürk’ün İslam Dini hakkındaki gerçek düşüncelerine geçmeden önce bilmek gerekir ki, bugüne kalmış yüzlerce fotografı vardır ancak içlerinde namaz kılarken çekilmiş tek bir fotograf karesi yoktur ve öldüğünde cenaze namazı kılınmamış, kardeşinin son anda isteği üzerine kısa bir dua okunarak, Dolmabahçe Sarayı bahçesinde bir tören yapılmıştır..Cenazesi herhangi bir camiden kalkmamıştır..
Halk önünde yapılan konuşmalarında, İslam’a karşı bir görüş belirtmediği gibi, Atatürk, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir’deki Paşa Camii’nde verdigi hutbede, Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmistir. şeklinde konuşmuştur.. Burada unutmamalıdır ki, Napolyon gibi bir imparator dahi, Mısır seferi sırasında, Mısırlılara kendisinin de bir Müslüman olduğunu söylemiştir.. Atatürk’de aynı şekilde, uygulamak istediği siyaset icabı, halk önünde İslam’a karşı bir konuşma yapmamayı uygun görmüştür. Ancak, kendi öz düşüncelerine baktığımızda, İslam hakkındaki görüşlerinin Müslümanlar tarafından pek kabul edilebilir nitelikte olmadığı açıkça görülür.
Türkiye’nin geleceğine yönelik aldığı bütün kararlarda, dehası tartışılmaz olan ulu önderin ilkelerini savunan her Türk’ün, O’nun, İslam Dini hakkındaki gerçek düşüncelerini de çok dikkatli bir şekilde okuyup anlaması gerekir.

Atatürk diyor ki,

1-) Muhammed’in peygamberlik vazifesinin nasıl başladığını izah etmek en nazik ve en müşkül meseledir. Muhammed’in bir melek ve Allah ile hakikaten konuşmuş olduğu kanaatinde bulunanlar olduğu gibi, Muhammed’in isteyerek böyle söylediğini ileri sürenler de olmuştur. Bu faraziyeleri bir tarafa bırakmak ve meseleyi ilmi ve mantık çerçevesi içinde mutalaa etmek daha doğru olur.

2-) Din birliğinin’de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

3-) Türk’ler Arap’ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve nede Mısırlıların vesairenin Türk’lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.

4-) Bu pek tabii idi çünkü Muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arab milliyeti siyasetine muncer oluyordu. Bu Arab fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdurlar. Bununla beraber, Allah’a kendi milli lisanında değil, Allah’ın Arab kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler..

5-) Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık **** hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan dini hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa’da Allah kelimesinin ilası parulası altında, ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısır’da belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular.

6- Kah şarka, kah garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini topraklarını menfaatlerini benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatina kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk vicdanı umumisi derhal yüzlerce asırlık kudret ve kusayısiyle büyük heyecanlarla çarpışıyordu.. Ne oldu..? Türk’ün milli hissi artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk cenneti değil, eski hakiki büyük cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra..

Gene Atatürk’le ilgili aşağıdaki kaynaklara baktığımızda, Atatürk’ün gerçekte İslam’ı hiç benimsemeyen yaklaşımlarını görebiliriz.

1- Atatürk’ün emriyle liselerde okutulan Tarih Kitabı (1931) II. cilt, “Kur’an ve Vahiy”: “Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur’an denir….. İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed’e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.
Tarihi nokta-ı nazardan da mütalaa edildiği zaman görülüyor ki; Muhammed birdenbire Allah’ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur…..”

2- Atatürk’ün El Yazmaları ( Medeni Bilgiler Afet İnan):
“Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur; din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir…..
Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur.
”Tüm dönemlerde toplumun kutsallaştırdığı boş düşüncelerden tehlikesizce sıyrılmak imkansızdır.”

3- Kralların ve Padişahların istibdadına, dinler mesnet olmuştur.
Medeni Bilgiler Syf. 30

4- Kuvvetinin ve selahiyetinin Allah’tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahırette, hesap verebileceğini farzeden ve devleti, memleketi mevrus bir malikane kabul eyliyen bir hükümdar, hertürlü kayıttan kendini verasete görür.
Medeni Bilgiler Syf. 33

Radikal İslami Düşünce’nin Atatürk Hakkındaki Düşünceleri

Türkiye’de özellikle tartışma konusu olan meselelerden birisi de M. Kemal’in kimliğidir.
Çeşitli çevreler, bu konuda farklı düşünürler. Rejim de M. Kemal’in söylediği sözleri bir idare düstûru olarak kullanmaktadır.

M. Kemal ve avanesi, belli zaman Müslüman görünmüşler ve Müslümanları avutmuşlardırsa da, zaman zaman dinsiz ilkelerini göstermişlerdir. İslam’a karşı savas açmada gecikmemişlerdir.

Bu hususta Cafer Tayyar Paşa şunları söyler:
“Bu adamlar, iktidarı ellerine geçirmisler ve diledikleri gibi herseyi yapma sevdasına düşmüşlerdi. Ne yapacaklarını da doğru dürüst bilmiyorlardı. Kimisi komünist olma, kimisi dindar olma peşinde, kimisi de bilmem ne. Sonunda tabii bu güçlü grup laiklik namı altında din
düşmanlığına ve diktatörlüğe yürüdü.” (1)
Durum böyleydi. Ama asıl amaç dinsizlikti! Çünkü M. Kemal tam anlamıyla dinsiz, Kur’an’a ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’e Mekke müşriklerinin yaptıkları iftiraları atmaktan çekinmeyen bir kafirdi. Aşağıda bunların örneklerini göreceksiniz.

1- M. Kemal Allah’a inanmaz:
M.Kemal, dünyayı ve insanları yaratanın Allah değil, tabiat olduğunu iddia eder ve der ki, Natür ( Tabiat ) insanları türetti, onları kendisine taptırdı da.. (2)
M. Kemal yine bu fikrini pekiştirir ve materyalist batı felsefecileri gibi, “İnsanlar bu manada hürriyete hiç bir zaman sahip olmamışlardır ve olamazlar. Çünkü, malumdur ki, insan tabiatın mahlukudur.” (3)
“Tabiatın ve tarihin mahsulü olan bir milletin fertleri daima bu hakikatle karşı karşıya bulunur ve ona hürmet eder.” (4)
Allah korkusunu hiçe sayar ve bu konuda şöyle der:
“Ibtidaî insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine kâim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde hesapsız memnular yaratmıştır!”
Allah’ı değil de tabiatı büyük görür:
“Tabiatın herşeyden büyük ve herşey olduğu anlaşıldıkça tabiatın çocuğu olan insan kendinin de büyüklüğünü ve haysiyetini anlamaya başladı.” (5)
Böylelikle M. Kemal Allah’ın yaratıcılığını inkâr etmekte ve ateistler gibi düşünmekte. İnsanı tabiatın yarattığını tereddüt etmeden söylemektedir.

2- Hz. Muhammed (s.a.v.) Hakkındaki Görüşleri:
M. Kemal, Allah’ın yaratıcılığını kabul etmedikten sonra tabii ki, Hz. Peygamber’in peygamberliğini hiç kabul etmez.
Hatta Mustafa Kemal Hz. Muhammed (s.a.v.)’ı yalancılıkla itham eder:
“Muhammed, Mekke’de müşriklik muhitinde ve tesirinde büyümüş olmasına rağmen, dinî meseleler ve dinî düşünceler, pek derin bir surette, zihnini işgal ediyordu. Muhammed, 40 yaşına geldiği zaman, vatandaşlarını kendinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı. Muhammed’in davet ettiği bu dine, o zamanın Hanif’lerine imtisalen İbrahim Dini, yahud inkiyad manasina ifade eden “İslam” denilmiştir!”
Mustafa Kemal aynı Mekke müşriklerinin dediğini diyerek Kur’an Muhammed’in sözüdür demiştir.
Aynı müşrikler gibi Hz. Muhammed (s.a.v.)’ı cinli olarak gösteriyordu:
“Tarihi nokta-ı nazardan da müteala edildiği zaman görülüyor ki, Muhammed, birden bire Allah’ın Resulü’yüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arap’larin ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek ibtidaî ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunların islahı için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisine vahiy ve ilham fikri doğmuştur.”
Devamla Hz. Peygamber (s.a.v)’ı cinli olarak görür ve cinlerden ilham aldığını söyler:
“Vahiy, ilham fikri Muhammed’den evvel de Arap’lar, şairlerin akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvetler Arap’lar için cinlerdi. Cinlerin güya kahinlere gaibten
haber vermek kudretini ilham etmek kudretini ilham ederlerdi. Bu nev’i itikadlar Arabistan’da her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahil cinlerin vücuduna samimi olarak
inanmışlardı. O hakikaten cinlerin şairlere şiir ilham ettiğine kâni idi. Arap’lar şairleri bir kahin gibi telakki ederlerdi. Muhammed’in Musa, İsa dinlerine dair öğrendikleri de kendisinde bu itikadi kuvvetlendirmiştir. Bu peygamberlerde melek telakkisi vardı. Dinler nazarında cinler kötü olduğundan peygamberler onlardan mülhem olamazlardı. Muhammed de diğer peygamberler gibi kendisine ilham eden kuvvetin insanları iğfal eden bir kuvvet olmayıp onları hayır ve saadete irşad eden ilahî bir kuvvet olduğuna samimi olarak inandı.” (6)
M. Kemal, ilk inen ayetler belli olduğu halde bunları inkâr etmektedir:
“Muhammed’in peygamberliğinin başlangıcına dair birçok rivayetler vardir. Bunlara pek çok efsaneler karışmıştır. Hakikatte Peygamber’in ilk söylediği Kur’an ayetlerinin ne olduğu kati surette mâlum değildir.
Muhammed, uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu. Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi surette kani idi. Muhammed’i harekete getiren ilk âmil, bu samimi heyecanlar olmuştur. Muhammed, bidayete irticalen dini hitabette bulunan bir vaiz oldu. Vaizlikten Nebi’liğe, Nebi’likten nihayet Allah’in Resulü haline geçti.” (7)
Bununla da kalmayıp Kur’an hükümlerinin geçici olduğunu iddia eder. Halbuki Kur’an ve hükümleri ebediyyen kalıcıdır ve geçerlidir. O bunu inkâr ederek, “Hukukî hükümler zaman ve
mekân içinde içtimaî heyetlerin uğradıkları değişiklere göre değişegeldiğinden on dört asır evvelki zaman ve mekânın ihtiyacına göre lüzumlu ve kafi görülmüş olan esaslar yerine
bugün birçok mütenevvi kanunlar ve usuller konulmak zarureti görülmüştür. Bunlar dahi ebedî olmayıp zamanla değişmeye mahkûmdurlar.” (8)
Mustafa Kemal İslam’ın ilme mani ve fene aykırı olduğunu söyler, bu fikri savunurdu:
“Tarihe ait mâlumata gelince: Yeni fenler sayesinde meydana çıkarılan hakikatler en yakın tarih bilgilerini bile temellerinden sarsmaktadır.” (9)
Hz. Muhammed (s.a.v.)’ı sorumsuz, kendi kafasına göre hareket eden bir kimse olarak niteleyerek Yüce Peygamber’e iftira atar:
“Muhammed, gerek dinî meselelerde, gerekse içtimaî hususlarda bir islah yapmak lazım geldiği zaman kendini hiçbirseyle bağlı görmemiştir.” (10)

3- Sahabe Hakkındaki Görüşleri:
M. Kemal, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ashabı hakkında da kötü konuşmaktan bir adım geri durmaz. Peygamber (s.a.v.), “Ashabım yıldızlar gibidir!” dediği halde M. Kemal onlari “alık”, yani aptal olarak görür:
“Muhammed’in ölümünden Ebu Bekir’in ölümüne kadar geçen kısa bir müddet zarfında bunlardan hiçbiri mevcudiyetini ihsas edemedi: Bunlar tamamen alıklaşmışlardı !” (11)
Sahabe-i Kiram’ı menfaatçi ve hırs düşkünü olarak nitelendirir:
“Ne kadar ibrete sayan bir vakiyettir ki, daha Muhammed’in öldüğü anda bütün eski nifaklar, ihtiraslar, hirîicaklar zincirden boşandılar. O derece ki, hakkında korku ve hürmet beslenen
Peygamber’in ılık cesedi, son nefesini verdiği basit odada unutulmuş ve ihmal edilmişti.” (12)
Müseyleme’yi, yani peygamberlik iddiasında bulunan kişiyi haklı görür ve sahabenin onları yok ettiğini söyler:
“Müseyleme, taraftarlarının şarap içmelerine müsaade gösterdi. Müseyleme’ye imtisal eden başka adaklar olmuştur. Müseyleme, başlangıçta muvaffak olur gibi oldu. Müseyleme, Muhammed’e gönderdiği mektupta, Arap’lar üzerinde hüküm ve nüfuzun paylaşılmasını teklif etti. Hakikatte Müseyleme de kıymetsiz sayılmayacak ahlakî ve dinî mezhep İslamiyyet seviyesinden pek aşağı değildi. Nihayet Müseyleme ve onun gibiler birer suretle bertaraf edilmişlerdir.” (13)

4- Ahireti Kabul Etmez:
M. Kemal, imanın şartlarından birisi olan ahirete, hesap çekilmeye inanmaz, “Millî duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dinî akide ve dinî his, millet uyandığı zaman onun şu acı gerçeği görmesine mani olamadı.” Devamla: “Artık Türk, cenneti değil, eski hakiki, büyük Türk cedlerini mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. Türk milleti, millî hissi, dinî hisle değil, fakat insanî hisle yan yana düşünmekten zevk alır.” (14)

5- Hafızlık Hususundaki Görüşü:
Hafızlık için, yani Kur’an’ı ezberleyenleri deli olarak görür, “Kur’an’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler!” der.

6- Kaza Kader Hakkında:
M. Kemal kaza ve kaderi kabul etmez. Bunları Arabî terimler olarak kabul eder:
“Kaza ve kader, talih ve tesadüf tâbirleri Arapça’dır; Türk’leri âlakadar etmez.” (16)

7- İmam Nikâhını Kabul Etmez:
M. Kemal dinî nikâhı kabul etmez. Yani İslam’ın emri olan nikâhı kerih görür ve dinî nikâhın kıyılmasını kabul etmez. Bu sözü M. Kemal’in evleneceği Nazmiye Hanım söylemiştir. M. Kemal, “Ben prensiplere bağlı bir adamım. Nikâhimızı imam değil de sefir bey kıyacaktır!” dedi. (17)

8- Duaya İnanmaz:
“Allahü Teala dua ediniz, ben de duanıza katılayım!” buyurduğu halde, M. Kemal duayı kabul etmez ve inanmaz. Ali Kılıç (bu adam meşhur Ali’lerden birisidir. İstiklâl Mahkeme’leri savcısıdır. Merhamet nedir bilmez) anlatıyor:
“Meclise geldik. Bir de müezzin geldi. Müezzin ezan okudu. Meclis kapısından içeri girdiğimiz zaman Atatürk’ün önüne sırmalı elbiseler giyinmis bir imam dikildi. Atatürk ne istediğini sordu. İmam ellerini kaldırarak, “Dua etmeden girilmez!” dedi. Atatürk, “Bu yurt Mehmed’ciğin süngüsü ile kurtarıldı ve bu meclis onun gayretiyle kuruldu. Yoksa senin duanla degil! Çekil oradan!” dedi ve imamı eliyle iterek meclise girdi.” (18)
Aynı Atatürk yanına hocaları alıp dualarla meclisi açmıştı. Ama artık emeline ulaşmıştı. Kendisi tam bir dinsiz, faşist bir diktatördü. Bu durum ilkokul kitaplarına bile geçmistir. Ufacık yavrulara dinsizlik öğretilmektedir. Devletin dinsiz olduğu aşılanmaktadır. İlkokul kitaplarında “Atatürk, devletin dini olamaz ilkesini getirmiştir!” ibaresi yazılıdır. (19)
Bu durum karşısında bu adama nasıl Müslüman denilir ve müslüman milleti kurtardı diye söylenebilir?!.

9- Kâbe Hakkındaki Görüşleri:

M. Kemal Kâbe’nin ne zaman yapıldığı ve kimin yaptığı hususunda Kur’an’da ayetler var iken onları kabul etmez ve ne zaman yapıldığı ve kim tarafından yapıldığı belli değil der. Müşriklerin, batılıların, haçlı ordularının ve dünyada kimsenin söyliyemediği, yapmadığı veya yapamadığı hakareti yapmıştır. M. Kemal Kâbe hakında şunları söyler:
“Kâbe, mikab, yani tavla zarı şeklinde demektir. Fil-hakika, Kâbe zar şeklinde, insan boyunda dört duvardan ibaretti; duvarlar harçsız, adi taştan yapılmıştı. Binanın çatısı da yoktu; dört
köşesinde dört taş vardı; bunların en meşhuru Hacer-i Esved denilen bir kara taştı. Kâbe çok eskidir. Ne vakit ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Arab ananesi, Kâbe’nin insanı
İbrahim Peygamber’e atfetmektedir. Bu mukaddes kara taş ananesi, aynen Frik’lerde de vardı. Frik’ler mukaddes sayarak ihtiram ve ibadet ettikleri kara taş, bugünkü Afyonkarahisar şimalinde, kadim Pessinüs şehrinde bulunuyordu.
Bunun kudsiyeti ananesi, bu şehrin Romalı’lar tarafından zabtına kadar devam etmişti. Demek ki, Kâbe’nin bir köşesindeki kara taşın kudsiyet almasından, ziyaret ve tavaf edilmesinden çok evvel, Frik’ler de kara taşın mâbed ve ziyaretgâh esası olması adeti teessüs eylemiş bulunuyordu. Kâbe, bidayette mahalli bir mâbed iken, Mekke ahalisi burasını bir millî mâbed derecesine yükseltmişlerdi. Mekke’liler, Arap’ları kendi mâbedlerine celp edebilmek için, Arap yarımadasının muhtelif yerlerinde mâbud tanılan 360 putu Kâbe’de yerleştirmişlerdi. Kâbe’nin kudsiyetini, Yahudi ananelerine de rabt etmişlerdi. Bu uydurmalara göre, İbrahim, karısı Hacer ile oğlu İsmail’i buraya getirmişti; Zemzem de onlar için fışkırmıştı; İbrahim, oğlu İsmail ile birlikte Kâbe’yi bina etmişlerdi. Cebrail kendilerine o zaman beyaz ve mücella olan Hacer-i Esved’i getirmişti; bu taş sonradan günahkârların ellerine sürmelerinden dolayı kararmıştı. Bunların hepsi bit-tabi sonradan uydurulmuş masallardır.”
Kur’an’da bu konu açıkça bellidir. Ama M. Kemal Kur’an’a inanmaz ki, kabul etsin!..
M. Kemal hacc için de ağza alınmayacak sözleri sarf etmekten çekinmez ve şöyle der:
“(…) Mekke zabt olunduktan ve Kâbe’deki putları parçalandıktan sonra da yıllık haccın müşrikler tarafından da eski müşriklik âdetleri dairesinde yapılmasına müsaade olundu. Onun için, müslümanlarla müşrikler aynı zamanda hacc ve aynı şenliklere iştirak ederlerdi. Bundan anlıyoruz ki, o zaman hacc, dinî maksatla yapılan ve her yıl kurulan büyük bir ictimadan ziyade her yıl kurulan büyük bir panayırdı.”

Kaynaklar:
(1) Teklif Dergisi, Sayı 6
(2) Atatürk’ten Düşünceler, Derleyen: Prof. Enver Ziya Karal
(3) Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün Elyazıları.
(4) A.g.e.
(5) A.g.e.
(6) Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, Ist., 1931
(7) A.g.e.
(8) A.g.e.
(9) A.g.e.
(10) A.g.e.
(11) A.g.e.
(12) A.g.e.
(13) A.g.e.
(14) Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün Elyazıları.
(15) A.g.e.
(16) Prof. İlhan Arsel, Teokratik Devlet Anlayışından Laik Devlet Anlayışına.
(17) Hürriyet Gazetesi, Atatürk’ün Gönlündeki Kadın, 8 Mayıs 1988
(18) Kemal Arıburnu, Atatürk’ten Anekdotlar-Anılar
(19) İlkokul 5. sınıf, Din Kültürü ve Ahlak Dersi, sf. 85
(20) Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, İst. 1931

Yorumlar
  1. bir okuyucu diyor ki:

    yazıyı ve yorumları okuyunca kanım dondu.Laiklik bu yüzden getirildi.Herkesin inancı kendine …dinimizde yargılamak ayıplamak günahtır helede küfür….din allalla kul arasındadır..Karşındaki senin gibi düşünmüyorsa hakaret etme saygı duymalısın ..sana bir zararı var mı hayır ..Devlet işlerine gelince din ayrı tutulmalıdır ki insanlar böyle birbirine kin ve nefret kusmasın…

  2. emine diyor ki:

    Yazdığınız diğer kaynaklara bir iki bişey söylemek isterim. Çoğunu tarih kitaplarından almışsınız buna göre Atatürk dinsizdir diyorsunuz diğerlerine gelince mesela Atatürk’ün beynl sulanmış hafızlara döndüler lafını dilediğiniz gibi çarpıtıp Atatürk Kuran okuyana deli diyor diyorsunuz! Bir kere tarihi şartları bilip yapın şu yorumu ilk matbaa çıktığında 10 yıl kadar dini kitaplar basılmamış çünkü hattatlar Kuran basılırsa biz işimizi kaybederiz endişesiyle dini kitap basımını caiz görmemişler bu yüzden matbaada dini kitaplar basılmamış. Matbaanın çıkışından 10 yıl sonra basılmış o da Türkçesi değil Arapça Kuran. Yanı Kuran’ın tefsiri mümkün olmadığı için basılmayan kitabın Atatürk’ün beyni sulanmış hafızlara döndüler demesi normaldir. Şayet Atatürk bunu delilik olarak görse kendi Kuran dinlemezdi zmn zmn. Bu da anılarında var neden yazmıyorsunuz!

    Ayrıca kaza ve kader arapçadır bizi alakadar etmez demesi belki de Türk’lerde dil gelişimi kendi dilini geliştirmesi açısından söylemiş olduğu bir sözdür inanç açısından değerlendirmek yine yargı da zanda bulunmaktır bu da doğru değildir Atatürk’ün sözlerini din acısından inanç acısından değil lütfen zmn ve şartlar acısından değerlendiriniz! Çünkü ölü bir insan kendini savunamaz dinen ölmüş bir insanın arkasından konuşulması doğru değildir! İmam nikahı konusunda ben prensiplerime bağlıyım imam değil diğeri kılsın demesi devletin resmi kanunlarını hayata geçirmek için söylediği bir sözdür yanı devlet nikahına teşviktir. Yine imam nikahına karşı olduğu anlamı çıkmaz!

    Hocaya söylediği lafa gelince dinimize göre de bu böyledir önce gayret sonra dua. O dönemin şartlarına göre söylediği bir sözdür duaya karşı çıktığı anlamına da gelmez!

  3. emine diyor ki:

    hçbiriniz yorum yaparken aradaki ince mantığı görmemişsiniz. Site bu yazılarını hep Atatürk’ün yazdığı tarih kitaplarından almış. Siteyi bu yazılanları ön plana çıkarıp Atatürk’ü din ve İslam düşmanı gösterdiğiniz içinde sizi ayrıca kınıyorum. Adı üzerinde “TARİH” kitapları! Yanı din üzere bilgilendirmek ya da din ve İslam eleştirisi yapmak için yazılmış kitaplar değil onlar! Tarih eleştirisi yapmak dönemi tarihsel bir bakış acısıyla bakıp incelemek ya da eleştirmek için yazılmış kitaplar!

    Tarih bir bilimdir arkadaşlar, yanı Allah’ın İlahi kitapları gibi doğmatik yanı değişmeyen, sabit ve eleştirilmez değildir. Eleştiri iyi anlamda da olabilir olumsuz anlamda da da. Ama tarih sınıflandırması yaparken nesnel yanı objektif olmak zorundadır tarih bilmi nesneldir kısaca. Dinsel bakış açısını içinde bulundurması onu nesnellikten uzaklaştırır. Yanı Atatürk din üzerine değil tarih üzerine bu kitapları yazdığı düşüncesiyle objektif ve nesnel olmak açısından, dinsel bakış açısından tamamen uzak bir şekilde o kitapları kaleme almış olabilir.

    Yanı sırf bu kitaplarda yazılanlara bakarak Atatürk dinsizdi din düşmanıydı demeye kimsenin hakkı yoktur! Biz Peygamber değiliz kimsenin kalbini niyetini neyi neden yaptığını bilemeyiz biz Peygamber’ler gibi insanın kalbine bakamayız! Biz Allah’ta değiliz haşa! Kimseyi yargılayamayız!

    Peygamber’imiz sav bir hadisi şerifinde kimseyi fasıklıkla yani kafirlikle suçlamayın eğer suçladığınız şekilde değilse ithamınız geri size döner der!

    Atatürk’de din hakkında: ” Din Allah’la kul arasındaki bağlılıktır” demiştir. Böyle diyen bir insan dinsiz olamaz!

    Dinimizi de en doğru şekilde öğrenmemiz için Kuran’ı ve hadislerin tefsirini yaptırmıştır.
    Yani biz dinimizi biz Kuran ve hadislerden öğreniriz! Atatürk’ün yazdığı tarih kitaplarından değil! Şayet insanların dinleri kendi yazdığı kitaplardan öğrenmelerini isteseydi Kuran ve hadisleri tefsir ettirmez din işlerinin sağlıklı yürümesi içinde diyanet işleri başkanlığını kurnazdı!

  4. Anonim diyor ki:

    kardeşim sadece şunu bilin; öldüğünüzde öbür dünyada size “gel bakam sen atatürkçüydün dimi, geç bakam cennete” demeyecek.

    • BOŞVER diyor ki:

      Tamam kardeşim bizde boyle bişey demedik zaten. Ve insanların Cennete veyahut Cehenneme gideceği sadece kendilerini ilgilendirir. Buna sizin yorum yapmanıza gerek yok.

  5. Anonim diyor ki:

    Kaynak gösteriniz!!!

  6. BOŞVER diyor ki:

    Şimdi kardeşim anlamadığım sey Atatürkün dini sizi niye ilgilendirsin? Adama müslüman değildi diyosunuz. Peki adamın müslüaman olup olmaması sizi herhangi bir şekilde etkiledimi? Siz dininizi rahatca yaşayamadınızmı. Siz Namazınızı kılamadınızmı.Sizi ibadetlerininizi yaşama konusunda geri mi koydu. Adam ülkeyi kurtardı rahatlıgı huzuru getirdi herkes dinini kendi icinde yaşasın dedi. Siz müslümanız diye geciniyosunuz ama sırf bu yuzden yatacak yeriniz yok. Bende Müslümanım ve dinimi rahatca yaşayabiliyorum. Fakat bu ulkede farklı bir dine inanan kisi de islam dinini yasamak zorunda deil. O yuzden Mustaf Kemal Atatürkü kimse diniyle yargılamasın abi.

  7. yfujytytd diyor ki:

    Atatürk senin kalıına tükürim islam varken ALLAHA mi inanmin

  8. Anonim diyor ki:

    Nedense kaynak olarak cogunlukla ingiliz kaynaklari gosteriliyor. Ne zaman Ataturk un din karsiti bir soz soyledigini gorsem genelde yabanci biri ile yaptigi bir roportajdan alinti oldugu yaziyor. Bence insanlarimizi tarihte yasamis buyuklerimizr karsi olan saygimizi bitirmek icin boyle birsey yapiliyor.

  9. buse diyor ki:

    biz türklerin atası işte böyle akıllı zeki korkususuz bir insandı Atam seni çok seviyorum yolun yolumuzdur…

  10. Melisa diyor ki:

    Bunları okudukça ne yobaz bir millet olduğumuzu farkettim. Milletin beynini atatürkü kötüleyerek yıkıyorlar. vay halimize – Atatürke anti olanlara antiyim

  11. Anonim diyor ki:

    Bre yavrum sen bilir misin islam nedir? Tabi ki bilmezsin bilsen böyle konuşamazsın. Kuran nedir bilir misin okudun mu hiç senin çağdaşlık dediğin batı mıdır. Kuran da islam da zaten her zaman ilim akıl önde tutulmuştur kadına her zaman değer insana değer verilmiştir. Bu ön yargı biz insanları savaşa sürükler islam asla terörle bağdaşamaz. Bu ülkeyi M. Kemal tek başına kurtarmadi bunu da bil islama inanan islamın şehit olana cenneti vaat ettiği şehitlik makamına ulaşmak isteyen aziz şehitlerimiz kurtardı sadece kemal deyip geçiyosunuz bence bu yanlış. Bugün senin araplarin dini dediğin yüce dinimiz islam olmasaydı Osmanlı diye Türkiye diye bişey olmayabilirdi çünkü bu milletin

  12. Anonim diyor ki:

    Bre yavrum sen bilir misin islam nedir? Tabi ki bilmezsin bilsen böyle konuşamazsın. Kuran nedir bilir misin okudun mu hiç senin çağdaşlık dediğin batı mi

  13. Anonim diyor ki:

    Bi kez daha gurur duydum Atatürk le. 7 yasindaki kücük kizla gerdege giren sapigin uydurduklarina inandigimiz icin bu halde islam dünyasi.

  14. murat diyor ki:

    Başbuğ ATATÜRK kalbimizdesin.Araplardan ve dinlerinden bize ne biz TÜRK milletiyiz

    • gece diyor ki:

      Bana bak bu dünyada gelmiş gelecek hiç kimse yuce peygamber gibi olamaz biz onun ümmetiyiz inşallah en yakın zamanda gerçeği görürsün hak dini islam sen allahın kulu hz Muhammedin ümmetisin aklını basına al allahın gazabı çok şiddetlidir ey insan bir gun öleceksin hadi kuran malini oku allahı bil ve tanı

  15. Yılmaz Doğan diyor ki:

    Atatürk çok HAKLI Osmanlı Müslüman değilmiydi? Yıkılmadı mı? Niye? İslam Sağolsun geri KALDILAR yok oldular . TC 50 yıl evvel daha ilerdeydi! Başınıza ne geldiyse Arapların dini Yüzünden geldi! Kaç din vardır ki yeryüzünde kendi kendini patlatsın bireyler sözde cihad adı altında? Kaç din vardır ki kendi içinde hep fesatları barındırır?(23 Arap devletinin bir olamaması gibi) kaç din vardır ki kadını aşağı görsün? Kadını okutmasın ? Çocuk kızlara Çakma nikah izni versin? Kaç din vardır ki var olduğu coğrafya Savaşlar ve ölümlerle sürekli yıkılsın? Bre g.zekalı yobazlar Atatürk ve Kemalizm olmasaydı Menemen’de kubilayı katleden dinciler mi kurtaracaktı ülkeyi? Bre cahiller Kemal olmasaydı sen medeniyet nedir öğrenebilecekmiydin? Bre kör Vahdettin Padişah’ın değilmiydi arkasına bakmadan Halkını yüz üstü bırakıp Tüyen? Erdoğan’ı Seçen bir milletten Anlayış beklenmez şimdi küfürler başlar çünkü siz bu argümanı daha ben yazmaya başlamadan kaybettiniz!!!

    • munevver diyor ki:

      Öncelikle şunu söyleyeyim senin Menemen olayından veya Şeyh Sait isyanı ndan yola çıkarak anlatmak istediklerini gerçek islamla alakası yoktur . Dinine bağlı bir insan olarak şunu söyleyeyim ki en adil yönetim şekli demokrasi dir ve laiklik de oldukça akla mantığa ve islama uyan bir sistemdir recep Tayyip Erdoğan dediğin zat ile kubilay olayının sorumluları aynı soydan geliyor: İslamın yüce şanına gölge düşürmek. Sana suçlusun diyemem çünkü bir takım insanlar hırsızlık larla ,yolsuzluk larla ,adaletsizlik ve oyunlarla; islam diye karşına cikiliyor ama bilmeni isterim ki aynı zamanda kadınlara en çok değer veren de yine islamdır. Kadınların da erkekler gibi okuyup bilgi sahibi olup cehaletten kurtulması gerekir. Gerçek islam budur (sözde islamcilar inkinden bahsetmiyorum ha )

    • kerem diyor ki:

      Allah bir elçi gönderir o elçi onun zamanında yerin altına diri diri gömülen kızları alır ve onlara ayaklarının altına cenneti serer
      islam kadınları önem vermiştir bilip bilmeden konuşma sonra çok pişman olursun ya bu dünyada yada öbür dünyada

    • Anonim diyor ki:

      Atatürk olmasa sende olmazdın emin ol

      • metmet gerçek diyor ki:

        5000 senedir türk tarihini incelerseniz hep yıkılışları yalan dolan taht kavgaları inançları dejenere
        etmek prensler arasındaki kavgalardır. 16 tane devlet kurulmuş hepsi ortalama 165 yıl yaşamışlardır kolayca inanan kanan yıkılan şeyler olmuşlardır. Çanakkale savaşında 300 000 kişi ölmüş ama mustafa kemale bir şey olmamıştır. onun gibi 400 subay hiçbirşey olmamış sonra yüksek mertebelere ulaşmışlardır. Osmanlı zamanında 3 000 000 asker ölmüş en az 100 000 üst dereceli komutan ölmüş yahut yaralanmış ama mustafa kemale hiçbirşey olmamış dişi bile kırılmamıştır. 1905 yılında şamda görev yapan mustafa kemal ayda 2 lira maaş ile onuda
        6 ay sonra ele geçmesine rağmen çok perişan olmuş derken birden zengin olmuştur.selanik zamanında yüzde sekseni Yahudi olan bir kentti. yani selanikten ancak Yahudi çıkar meşhur bir laftır. hatta mustafa kemalin uşağı bu lafı söylerken mustafa kemal gülümsemiş ne olacak napolyon da bir Yahudi idi demiştir. dünyanın tüm ülkeleri mustaf kemalin Yahudi orijinli çevreli kişi olduğunu bilirler ama siz cahil insanlar kandırılmış insanlar bilemiyorsunuz. Çanakkale savaşının kazanılma derecesi yüzde 30 u alman denizaltılarıdır. 9 tane gemi batırmışlardır.
        Nusret mayın gemisi 9 tane gemi batırmış yüzde 30 u hak etmiştir. seyyid ali çavuş dev gemiyi batırararark yüzde on kahramanlık onuru almıştır. 3000 000 kişi kendini feda ederek feri kalan kahramanlık payesini almııştır. görevlendiği 57 .alay tamanmen yok olmuş bir tek mustafa kemal kurtulmuş Yahudi medyası olan minber dergisi mustafa kemali kahraman olarak tanıtmış yüzlerce madalya verilmiş padişahın takdirine şayan olmuş saraya çağrılmış. yapılan tahkikatte
        mustafa kemalin babasının kim olduğu padişah araştırmalarında bulunanmamıştır. çanakkalede metre kareye 10 000 mermi düştüğü hesaplanmıştır. ama mustafa kemalie hiç bir şey olmamıştır.
        çanakkalede çekilen fotoğraflar İtalyan fotoğrafçı ya ait olup 50 000 dolara Yahudiler tarafından ödenmiştir.

        • cevap diyor ki:

          geri zekalı salak… M.Kemal yahudi olsaydı sen Anadolu da yaşayamazdın… s.tir olup gider lübnanda yaşardın. burasıda yahudi bir ülke olurdu. oncacık zekanla buncacık düşünen zekasız.

    • Anonim diyor ki:

      senin bre lafından anlaşılıyorki sen ya ermenisin yada yahudi sizin gibiler için islam gereksiz sana küfür edmem çünkü sen küfrün kendisisin zaten

    • Anonim diyor ki:

      dünyanın neredeyse hepsi bizdeyken baş devlet osmanlı değilmiydi başlarında kanuni sultan süleyman onlar müslüman değillermiydi halit bin velit hiç yenilgi almayan komutan o müslüman değilmiydi ozmnlar sadece müslümanlar savaşıyodu tabii kendi kendilerine canları sıkıldıkca savaş yapıyorlardı hristiyanlar çok nazıkler yahudiler çok kibarlardı ozmn senin böbürlendiğin nenehatun gavurmuydu kemalızmmıs kadınları soyan müslümanlıgı utandıran senin gibi aklını zigot oluşumunda unutan insanlar desteklediği düşünce o kadar atatrük demokrasisini savunuyosunuz o zamanlar şapka kanununda baban vardı dımı zorla kılık kıyafetlerine karışan babandı dimi seni kör cahil amip beyinli insan sizler bu ülkenin geçmişin geleceğinin yüz karasısınız dışarda kadınlar bi tarflarını açında eller hemen alkış tutar burda başı kapalı diye okula gelmesini engellersiniz laik kafa değil aslında sizinkiler salak kafa olmalıymış

  16. Atatürkçü diyor ki:

    çok haklı..gaipten boş işlerle uğraşmamış ve gaipe inanan halkı sömürmemiştir…bilgilenmeleri için yol açmıştır…

  17. KARAYILMAZ diyor ki:

    Necip Fazıl Kısakürek’in Atatürk yorumu: “Mustafa Kemal’in yaptığı şey, denizde boğulan kızı kurtarıp kenarda tecavüz etmeye benzedi.”

  18. Anonim diyor ki:

    bu sözler onun gayet aydın birisi olduğunu ve mükemmel bir kendini ifade ve hitap gücüne sahip olduğunu gösterir nitelikte…

    • coskun diyor ki:

      evet o çok güzel hitap ediyor.ama peygamber kadar sevilmiyor.çünkü o tesadüfen gelen bir insan.yani o olmasaydı başkasıda gelebilirdi.

  19. yasin gül diyor ki:

    nereye hizmet ettiğin belli paşam devam et biz aydık drumu…

  20. suskun diyor ki:

    ULAN BURDA YAZANLAR KUYRUK ACISI OLANN İNGİLİZ YANLISI SARIKLILARIN HİKAYELERİ…..KURTULUŞ SAVAŞINDA ATATÜRKLE YANYANA SAVAŞAN HACILAR BİLMİYORDA…BU SİTEDEKİ MERDİVEN ALTI ÜRETİM HACILAR HOCALAR NERDEN BİLİYOR

    • Anonim diyor ki:

      O sarıklı dediğin hacılar bu ülke için savaştılar Atatürk için değil . atatürk naptı halifeliği kaldırdı onun yanında olan insanları böyle mükafatlandırdı ! ! !

      • hahah :) diyor ki:

        sadece şu dediğini anlasalar zaten ”atatürk olmasaydı olmazdık” demezlerdi atatürk ihanetçidir halifelik için savaşıyoruz diye milleti kandırıp savaşı kazandıktan sonra ilk işi halifeliği kaldırmak olmuştur ve daha ne ihanetler ne hainlikler yapmıştır bunu göremiyormusunuz körler görün şu gercekleri artık

        • Antiyalan diyor ki:

          Kardeş Ataturk Halifeligi kaldirark dogru bisi yapti zaten araplar bizi sirtimizdan vurarark onlara guvenmicemizi anladik ve halifelik die bisi vardi ama yoktu eskisi gbi degildi artik bunuda bilin..

  21. Abdullah diyor ki:

    Bu adamın aşikare söylediği ve İslam Dini hakkında fikirlerini belirttiği onca söz ve cümle varken kendisinin tabiiattan geldiğini söylerken neden insanlar gene de bu adamın müslüman olduğuna inanırlar… Akıl Baliğ insanların bunu anlamaları gerekmez mi?

    • murat diyor ki:

      müslüman olsa ne yazar olmasa ne yazar o bizim liderimiz biz O büyük insanın yolundan yürücez biz arap değil Türküz arabın dininden bize ne

  22. Süleyman diyor ki:

    Verilen kaynaklara itimat etmeyenler Doğu Perinçeğe sorsunlar.”Hiç bir Müslüman Atatürkü sevdiğini söyleyemez.Söyleyen varsa o ya sahtekardır veyahutta ahmak”.AZİZ NESİN

  23. Burdaki konuları kaynağını inceledim. Hepsi çarpıtılmış,yalan,yanlış yuturmacılarla doldurulmuş. Atamızın dini yücelten balıkesir zagonos camisinde namaz kılıp dua ederken o kadar din hakkında olumlu sözleri varken bunlara inanmak imkansız. Zaten dediğim gibi çarpıtılmış

  24. hakan diyor ki:

    Kürşad arkadaşım, Atatürk bunların dini politikaya alet etmesine izin vermediği için böyle tanıtıp intikam almaya çalışıyorlar. Bunlara ancak cahişller, kuş beyinliler inanır. Halkı din kisvesi altında kandırmalarına izin vermeyen Atamızı kötülüyorlar. Şiir en güzel cevap onlara. Tebrik ederim.

  25. kürşad diyor ki:

    Nedir sizin bu Atatürk düşmanlığınız? Atatürk size ne yaptı? Vahdettin gibi vatanı satsaydı baştacı ederdiniz, herhalde. Size söylenecek tek söz var: YAZIKLAR OLSUN. O’nun vatanı kurtarması sayesinde bu topraklarda özgürce yaşıyorsunuz. Bir de nankörlük yapıyorsunuz. Neden Tokyo’ya cebinden para verip cami yaptırdığından bahsetmiyorsunuz? Neden en güzel din bizim dinimizdir. dediğini yazmıyorsunuz? Neden Arapların Peygamberimizin mezarına yıkacakları zaman telgrafla engel olduğunu yazmıyorsunuz? Neden hadisleri, Kuran’ı Türkçeye çevirip dinimizin anlaşılmasını sağladığından bahsetmiyorsunuz? Size en güzel yanıt Neyzen Tevfik’in şiiri:
    İşgaldeki hali sakın unutma,
    Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
    Sen anandan yine çıkardın amma,
    Baban kimdi bilemezdin şerefsiz…

    • Anonim diyor ki:

      Vallahi ben Anlamiyorum kim doğru kim yalniş.ama şu bir gerçek eger bu yazilanlar dogru ise vay haline..ama yanlis ise yazanin vay haline……..

    • Anonim diyor ki:

      ulan kuran turkceyr cevrilmez andavalli.kuran ukuyorsan bilirdin bir ha harfinin iki sekilde ukunusu var.biri tras etmek biri korumak.ezanda tanri sozu geciyormu tanri lafi allahin 99isminde yani esmaulhusnada gecmez .niye tuekce aezanda tanri ululudur olarak soyleniyor.dinini ogrenmeden kurani anlamadan sen dersi veriyorsun.hic matematik bilmeyen birisinin size matematigi ogretmesini istemek kadar sacma sey olurmu.sizinkide ayni .ilk once ogren ondan sonra mubala et ki anlayalim.yanliz musluman degilsen o ayri . ozaman bir papaza git dinini ogren

      • ddf diyor ki:

        Bu kadar anlaşılması güç bir kitaptan nasıl sorumlu oluyoruz o zaman ?

      • . diyor ki:

        kendinle çelişiyorsun şuan. madem kuran türkçeye çevirilmez o zaman nasıl dinini bileceksin? televizyona çıkıp bikbikleyen “din adamları” mı öğretecek sana? herkesin dini kendinedir en sağlıklısı kendin araştırıp yorumlamak. o televizyonda ötenlerin çok mu bildiğini sanıyorsunuz? yazık size. açın dininizi öğrenin. ayrıca papaza git dinini öğren ne ya? dünyadaki tek dün müslümanlık değil. ayrıca müslüman olmayan kişi hristiyan olacak diye bir şart yok. yazık size, cidden yazık. yabancıların icat ettiği televizyondan dininizi öğrenmeye çalışıp, yabancıların ürettiği bilgisayarlardan/cep telefonlarından yabancılara sövüyorsunuz ya ne diyeyim

    • Anonim diyor ki:

      Bir tek söyleyebileceğiniz şeydir demi Tokyo’ya camii yaptırması(!)
      Vahdettin mi halkını milletini satmış. Tarihi ne zamandan beri okuyorsun sen acaba . Vahdettin kaçsaydı kendi parasını devlet hazinesine bırakmazdı. Bandırma vapuruda Vahdettinindi ayrıca! Kaçsaydı elin gavur ingilizlerine değil bağdat prensesiydi babannesi orada bir sürü toprakları vardı. Sence ne işi var ingilizlerin elinde? Tabikide sürgün edildi. Vahdettin saman altından su yürüttü. 4 asker görevlendirdi. Kazım Karabekir, Mustafa Kemal , Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay.
      Hiçbir başarıyı tek bir komutana yükleyemezsiniz. Bu millet ne dualarla ne yakarışlarla kurtarıldı.
      Kaybetme olasılığı %80 olan bir savaşı nasıl kazandık? Ulu fikirler mi (!)
      ALLAH’ın izniyle oldu .
      Sende okumadığın tarihle Vahdettine dil uzatma!

  26. Anonim diyor ki:

    Masonların sitesimisiniz

  27. Anonim diyor ki:

    Ha de leyn

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s